smaller font default font larger font
[::] Anasayfa :: Haberler :: Nisan Ayı Yelkenci Yemeği Yapıldı

Etkinlik Takvimi

Son ay Mayıs 2012 Sonraki ay
P S Ç P C C P
week 18 1 2 3 4 5 6
week 19 7 8 9 10 11 12 13
week 20 14 15 16 17 18 19 20
week 21 21 22 23 24 25 26 27
week 22 28 29 30 31

E-Bülten

Duyuru ve haberlerin
e-postanıza gelmesi için
e-bültene abone olun...
TAYK üyeleri
Tekne Sahipleri
Yarışan Sporcular
Yelken Okulu
Diğer
Şu anda çevrimiçi:
  • 1 konuk
  • 3 robot
Nisan Ayı Yelkenci Yemeği Yapıldı
22 Nisan 2011, Cuma 09:51

Nisan ayı yelkenci yemeği 19 Nisan  2011 Salı günü Taksim The Marmara’da gerçekleştirildi. 30’a yakın deniz ve yelken severin katıldığı yemek oldukça keyifli geçti.

Bu ayki konuğumuz 2006-2009 yılları arasında solo dünya turunu “Kayıtsız III” adlı teknesiyle gerçekleştiren Özkan Gülkaynak’tı. Bu seyahatiyle ilgili deneyimlerini yaklaşık 2 saatlik bir sunumla yemeğe katılan denizcilerle paylaştı.

1965 İzmir-Karşıyaka doğumlu olan Özkan Gülkaynak denizci bir aileden geliyor ve çok küçük yaşlardan beri denizlerde olduğunu söylüyor. İlk kez 15 yaşında İzmir Çeşmealtı’nda çok küçük bir ada olan Arap Adası’nda doğanın muhteşem güzelliğinden etkilenerek dünya turu yapma hayalini kuruyor ve 20’li yaşlarda bu hayalini gerçekleştirebilmiş olmayı umut ediyor. Ancak 20’li yaşlarda “hayatını bir düzene oturtmaya” öncelik verdiğini söyleyen Gülkaynak, uzun yıllar çok farklı tekne ve denizlerde edindiği deneyimler sonrasında 40’lı yaşlarının başında teknesi Kayıtsız III ile kendisini bu maceraya hazır hissettiğini aktarıyor.

 

Gülkaynak Kayıtsız III için şunları söylüyor: “Kayıtsız III   yüzyıllardır Bristol körfezinde ve İngiltere kıyılarında, eski kalyonlara en fırtınalı havalarda bile kılavuzluk hizmeti yapan son derece denizci, eski İngiliz kılavuz teknelerinin dünyadaki en gelişmiş hatta evrime uğramış versiyonudur. "Bristol Channel Pilot Cutter" olarak adlandırılan bu tekneler 20.yüzyılda dizaynerler tarafından geliştirilerek yelkenli açık deniz yatları olarak tasarlanmışlar ve bir çok unutulmaz seyahatleri tamamlamışlardır.

Ben de Amerikalı dizayner Y. Marie Tanton  ile görüşerek, bu tekneyi daha kısa bir omurga ve V biçimli bir karina ile daha da modernize etme düşüncemi kendisine açtım. Kendisi bu fikre çok olumlu baktı ve böyle bir projeyi seve seve tasarlayacağını bana bildirdi. Sonunda karşılıklı fikir alış verişiyle Kayıtsız III' ün gövde tasarımı ortaya çıktı.

Kayıtsız III temel olarak Batı Karadeniz’de bir tersanede yapıldı. Kendisini böyle bir yola hazırlamak için 2 yıldır üzerinde emek verdim.
Teknemi bir çok koşulda denediğimi söyleyebilirim. Bir çok koşulda, bir çok farklı dizayn üzerindeki deneyimlerimden sonra, kendi boyutlarında denizciliği bu kadar başarılı ve işlevine göre şaşırtıcı derecede çabuk hızlanan böyle bir dizayn görmediğimi içtenlikle söylemek istiyorum.”

Yolculuğa hazırlanırken sponsorluk sözü veren bir ilaç firmasının yola çıkmadan sadece birkaç gün önce kendisini yüzüstü bırakması üzerine zor durumda kalan Özkan Gülkaynak’ı yakın arkadaş çevresi yalnız bırakmıyor ve seyahati boyunca kendisine destek olma sözü veriyorlar. Başta buna çok sıcak bakmadığını söyleyen Gülkaynak, “Bu seyahati yapmayı çok istiyordum. Israrlara dayanamayarak kabul ettim ve arkadaşlarımdan hiç biri 3 yıllık seyahatim boyunca  sözünden dönmedi” diyor.

İçinde, günümüzde denizcilik ve navigasyon adına geniş bir kullanım yüzdesine sahip olan elektronik aletlerin hiç birinin olmadığı Kayıtsız III ile 2006’da “Kıyılar Bozulmasın, Denizler Temiz Kalsın” sloganıyla yola çıkan Özkan Gülkaynak bu macerasının amacını şu şekilde sıralıyor: “Son derece sıra dışı dizaynı olan küçük, ahşap ve romantik görünümlü bir tekne ile yapılması, zaman zaman bana eşlik eden misafirler dışında yalnız başına yapılması, özgün denizcilik yöntemleri içermesi ve hiçbir elektronik seyir aygıtı kullanılmadan, sekstant, pusula gibi geleneksel aygıtlardan başka hiç bir aygıt kullanılmadan yapılıyor olması.”

Yıllardır bu hayali gerçekleştirmek isteyen ve bunun için çok emek verdiğini söyleyen Özkan Bey, İzmir’den floğunda ay-yıldız bulunan teknesi Kayıtsız III ile 1 Temmuz 2006’da  başlayan yolculuğa çıkarken çok duygusal anlar yaşadığını ve ilk defa o gün, o anlarda  vazgeçmeyi düşündüğünü aktarıyor ve ekliyor “ Bu hislerden ancak yola çıkıp Türkiye’den ayrıldıktan sonra kurtuluyorsunuz".

Bu yolculuk boyunca karşılaştığı en sıkı havalardan biriyle daha yolun en başında, Ege’de karşılaştığını ve 50 knot’lık havayla yaklaşık 15 saat seyir yaptığını anlatıyor. Yunanistan, İtalya ve İspanya’dan sonra Cebelitarık’tan geçen Özkaynak, bir arkadaşının da kendisine katılmasıyla 24 gün süren Atlantik geçişini tamamlıyor. Barbados, Günay Karayip Adaları, Venezuela, Hollanda Antilleri,  ve Panama’nın ardından, yaklaşık 10 bin millik Pasifik geçişini tek başına tamamlıyor. Yol süresince küresel ısınmanın yarattığı iklim değişikliklerinden olumsuz etkilendiğini aktaran Özkaynak, mevsim normallerine göre pupa seyriyle gitmek istediği pek çok yerde uzun süre zorlu orsa seyiriyle yol katetmek mecburiyetinde kaldığını söylüyor.

Pasifik geçişinin ardından, Galapagoslar, Markizler,Fransız Polonezyası, Cook Adaları, Fiji, Chesterfield Resifi ve ardından Avusturalya’ya ulaşıyor. Avustralya’da 5 ay kalan Gülkaynak, bu beş ayın üç ayını karada Avustralya’yı dolaşarak geçiriyor.

Avustralya’dan sonra Endonezya  ve Malezya’ya dümenini çeviren Özkan Gülkaynak, üçüncü dünya ülkelerinde insanların daha yardım sever olduğuna dair olan yaygın düşünceyi doğruluyor. Singapur, Tayland, Sirilanka, Maldivler, Umman; Yemen , Eritre, Sudan, Mısır ve Kıbrıs’ın ardından  Antalya’ya ulaşarak yurda giriş yapıyor.

Planladığı şekilde 1 Temmuz 2009’da İzmir’e yani seyahatinin başlangıç noktasına ulaşan Gülkaynak, seyahati boyunca tam 42 farklı ülke gördüğünü söyledi. 3 yıllık macerası boyunca  oldukça zor anlar yaşadığını, su yüzeyinde uyuyan balinaya çarptığını, tifo gibi ciddi bir hastalık geçirdiğini ancak sahip olduğu bilgi birikimi, deneyimleri, kararlılığı ve soğukkanlılığı sayesinde her koşulda yoluna devam ettiğini vurgularken, bu zorlukların yanında doğayla iç içe olmanın, kendisiyle baş başa kalarak kendisini yakından tanıma şansına sahip olmanın, kendisine eşlik eden deniz canlılarıyla ülke ülke gezmenin paha biçilemez duygular olduğunu söylüyor.

Seyahati boyunca gördüğü sayısız güzel koydan sonra, dönüş yolunda Gökova’nın Gerence koyunda etrafına bakıp “dünyanın en güzel yeri burası heralde” dediğini itiraf ederken son olarak “hayal etmenin” bir şeyleri gerçekleştirebilmek-başarmak için çok gerekli ve önemli olduğunu vurguladı.

Özkan Gülkaynak, 3 yıl süren solo dünya turunu detaylı bir şekilde anlattığı kitabını çok yakında kitapçılarda bulabileceğimizin müjdesini verdi.